0. Duman
Evvel zaman içinde
erkekler, kadınlar
ve (gizlice) çocuklar
sigara içerlermiş.
"Bir ateş ister misiniz?"
"Teşekkürler" diyor öbürü
"Siz burdan bir tane almaz mısınız?" diye
paketini uzatıyor yanındaki.
Sigara içerken dünyayla ilgili görüşlerimizi paylaştık.
Yolculuklarımızı anlattık.
Sınıf mücadelesini tartıştık.
Düşlerimizi değiş tokuş ettik.
Bir çeşit dostluk oluştu.
Trenlerde hatta uçaklarda sigara içtik.
Tenis maçları arasında sigara içer olduk.
Lokantalarda sigara içtik.
Kül tablaları bir çeşit konukseverlik araçlarıydı.
Sonra,
Bir şey oldu
ve her şey değişti.
Sigara içmenin ölümcül olduğu ilan edildi.
Sigara içmek toplumsal bir tehdide dönüştü.
Sigara içenler kasıtsız katil sayıldı.
Çocuklar dahil herkesin bir tehlike altında olduğu söylendi.
Buna karşı bir şeytanlaştırma kampanyası başlatıldı.
Sigara içmek tek kişilik bir sapıklığa dönüştü.
Bu arada,
Karbon gazı yüzünden gezegenin ısınması durmadan devam etti.
Volkswagen ürettikleri arabaların çıkardığı egzoz konusunda yalan söyledi.
Bu arada,
sigarayı bırakamayan tiryakiler
kapalı ve açık yerler kendilerine yasaklanınca,
benzer gizli köşelere sığınmışlar ve kendileri gibi
yasadışı insanlarla karşılaşıp mutlu olmuşlar.
Bir sigara içmenin
Ve bir öykü anlatmanın tam zamanı...
Şimdi bunu uzunca bir öyküye dönüştürelim.
Sonsöz:
Acaba ben bir düş mü gördüm,
yoksa bir zamanlar Edgar amcamın önerisiyle
İzlanda'ya mı gittim?
Yanılmıyorsam
başkent Reykjavik'te iki gün kaldım.
Reyjavik İzlanda dilinde
Duman Körfezi demek.
Bunun nedeni de
kentin kurulduğu körfezin çevresindeki
çok sıcak gayzer kaynaklarından buhar tütmesi.
Reykjavik'te rastladığım bir adam
Kuzey Kutbundaki bir tundrada başından geçenleri anlattı.
Oraya dört arkadaşı
ve kızaklarını çekecek malamut köpekleriyle gitmişler.
Yolculukları günlerce sürmüş,
geceleri de korkunç soğuk yüzünden
birbirlerine sokularak yatmışlar.
Yavaş yavaş zaman duygularını da yitirmişler,
Dünyada yalnız köpeklerin
ve buzların var olduğu kuşkusuna kapılmışlar.
Sonra bir sabah ufukta,
tundraların ötesinde
gökyüzüne bir duman sütununun yükseldiğini görmüşler.
Ve sevinçten uçmuşlar.
Bir insanlık belirtisiymiş bu.
Bu duman
oradaki göçebe bir Eskimo grubunun yaktığı
bir ateş olmalı diye düşünmüşler.
Eskimoların dilinde dumanın karşılığı
Puju, puyu ya da puyug'dur.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder