6. İnsan olmak kırılganlıktır
Üç dört hafta önce arkadaşlarla risk almakla ilgili konuşurken, içlerinden birisi benim hakkımda diğerine dedi ki: "Ne kaybedebilir ki? Kaybedecek neyi kalmış? Söyle, say. Kaybedecek neyi kalmış?"
Bir düşündüm o an, adam doğru söylüyor. Ama kaybettiklerim içerisinde beni en çok üzen; sevdiğim insanlara duyduğum güven. Daha ötesi var mı bilmiyorum.
Yakın bir arkadaşımla da paylaştım bunu. "İnsanların" dedim, "işi gücü polim yapmak olmuş, rol kesmek olmuş. İyiniyetle veya değil önemli değil, sürekli hesap kitap dönüyor kafalarında. Halbuki ne gerek var, neyse mertçe söyle derdini. Neden sana olan güvenimi yakıyorsun ki? Ben biraz saf olduğum için o an anlayamıyorum. Sonradan anlıyorum. Çok zoruma gidiyor, çok kırılıyorum." dedim.
Bir süredir evden çıkmıyorum, bayram bitene kadar da ekmek, sigara almak ve Cuma'ya gitmek dışında çıkmayı düşünmüyorum. "Film izlerim" diyorum.
![]() |
| Charly - 1968 |
YZ'ye yazdırdım:
Yönetmen: Ralph Nelson
Uyarlama kaynağı: Flowers for Algernon
Yıl: 1968
Tür: Psikolojik drama / Bilim Kurgu / Romantik trajedi
Charly, ilk bakışta bir bilimkurgu filmi gibi görünür: “Zihinsel engelli bir adamın deneysel ameliyatla dahiye dönüşmesi” Ama filmin asıl meselesi bilim değil, insan olmanın anlamı üzerinedir. Bize şu soruyu sorar: "Daha zeki olmak, daha mutlu olmak mıdır?" Daha sert sorusu ise : "İnsanlar seni gerçekten sen olduğun için mi sever, yoksa sana yükledikleri değer için mi?"
Bu yüzden film, bilim kurgu görünümünde bir varoluş trajedisidir.
Charly; zihinsel gelişim geriliği yaşayan, çocuk gibi saf, iyi kalpli, çalışkan, toplum tarafından küçümsenen bir adamdır. Bir fırında çalışır. Çevresindeki insanlar ona “arkadaş” gibi davranır ama aslında çoğu zaman onunla alay ederler. Bilim insanları onu deneysel bir beyin operasyonuna seçer. Daha önce bu deney bir fare üzerinde başarıyla uygulanmıştır.
Ameliyat sonrası Charly; hızla öğrenmeye başlar, olağanüstü zeka geliştirir, entelektüel sıçrama yaşar, sosyal gerçekliği fark eder,aşkı farklı biçimde deneyimler. Ama sonra korkunç gerçeği keşfeder: Üzerinde deney yapılan fare gerilemeye başlamıştır. Bu da kendi sonunun habercisidir.
Charly zeka kazandıkça şunu fark eder: İnsanlar ona iyi davranmıyordu, onunla eğleniyorlardı. Bu sahneler filmin en acı verici bölümleridir. Bilinç arttıkça acı da artar. Dostoyevskivari bir acı. Bilmek, çoğu zaman yaralanmaktır.
Alice, Charly’ye gerçekten insan gibi yaklaşan, öğreten, şefkatli, anlayışlı biridir. Ama trajedi burada başlar. Çünkü Charly değiştikçe, ilişki de değişir. Başta korunmaya muhtaç olan adam, giderek duygusal olarak erişilemez birine dönüşür.Ve sonunda tekrar kaybolur. Aşk var olur ama sürdürülemez. Charly artık kimseyle bağ kuramaz. İnsanlara yabancılaşır. Duygusal teması kaybeder. Ve en önemlisi kendi trajedisini önceden görür.
Film ilerledikçe Charly, çocukluk anılarını geri kazanır. Zeka arttıkça bastırılmış travmalar geri gelir. Kendisini yeniden tanımak zorunda kalır. Bunu farkedince aklımıza şu soru gelir: "Bu operasyon, sadece beyinsel değil, aslında psikanalitik bir kazıdır. Bir şeyi yapabiliyor olmak, onu yapmamız gerektiği anlamına gelir mi?"
Trajedinin merkezi şudur: Charly sonunu bilir ama buna engel olamaz. Bu sıradan ölüm korkusu değildir. Bu zihinsel yok oluşu bilinçli izleme korkusudur. Sanki kendi karanlığına uyanık şekilde düşmek gibi. Filmin gerçek dehşeti budur.
Filmin sonunda Charly zekasını kaybeder. Eski haline geri döner. Ama artık tam olarak aynı kişi değildir. Seyirci bilir. Alice bilir. Bu yüzden final ölümden daha acıdır. Çünkü fiziksel olarak hayatta olan, aslında bir kayıptır.
Filmin yapıldığı 1968, bilimsel ilerleme coşkusu, insan zihnini “geliştirme” arzusu, psikoloji ve nörobilimin yükselişinin yaşandığı bir zamandı. Film bu iyimserliğe karşı karanlık bir cevap verir: İnsan zihni bir makine değildir. Ve insan ruhu laboratuvar nesnesi değildir. Bu yüzden film dönemine göre çok ileri bir eleştiridir.
Charly sadece hüzünlü bir film değildir. Bu film, bilginin trajedisi üzerine kuruludur. Bize şunu söyler:
"Zeka yetmez, aşk yetmez, başarı yetmez. İnsan olmak kırılganlıktır. Ve bazen en büyük trajedi, gerçeği anlayacak kadar akıllı olmaktır."

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder