7 Haziran 2026 Pazar

35. Pazar öğleden önce

Üzerimde hırkayla uyuyakalmışım dün gece. Sabaha karşı dört buçuk gibi uyandım. Kalktım elimi yüzümü yıkadım. Sabah namazımı kıldım. Dua ettim. Çayı demledim. Dün geceden bugün için kavurma yapmıştım. Onu ısıttım. Yanına soğan ve domatesle söğüş yaptım. Biraz peyaz peynir, dünden kalan patates kızartması ve karpuz vardı, onları da koydum masaya. Masa dediğim yemek masası değil. Yemek masam yok. Kapattığım ofisimden getirdiğim, L şeklinde, büyükçe bir çalışma masam var. Hem yemek, hem çalışmak, hem de internette gezmek için kullanıyorum. Sonra bulaşıkları yıkadım. Bir şeyler okudum. Müzik dinledim. Balkonu yıkadım. Çiçeğimi balkona çıkardım. Instagramda gezindim. 

S.'nin paylaşımını gördüm. Çevre Festivaline katılmış. Vegan Aktivizmi ile ilgili yazdığı kitabı konuşmuşlar. Paylaşalım ama kimseyi kurban etmeyelim, diyor. Kahvaltıda kuru soğanla yediğim kavurmayı düşündüm. Söylesem ne kahkaha atardı. Böyle değildi bu kız biliyorum. Post-doktora yaptığı zamanlardan beri tanırım. Tamam et yemezdi ama kitap yazacak kadar da hayatının odağına koymazdı bunları. Gerçi zorla gıda terörüne ilişkin filmler izletirdi bize ama pek de dert etmezdik. Ara sıra buluşur konuşurduk. Daha insani dertleri vardı. Sonra ne oldu bilmiyorum. O adamdan sonra oldu sanırım. Bir şeyler değişti. Saygı yaşamdan daha uzundu o zamanlar. Hala öyle olsun istiyorum. 

Kaydırmaya devam ettim. E.'nin paylaşımına denk geldim. Tallinn'e gitmiş. Çok güzel fotoğraflar çekmiş. Nasıl dingin, nasıl sessiz. Kendi gibi. Ortaokuldan beri arkadaşım. Önümdeki sırada otururdu. Öğretmen anne babanın simsiyah, dümdüz, tertemiz saçlı kızı. Ve bembeyaz kumaştan çiçekli bir toka. Hiç evlenmedi. Çok okudu. Çok gezdi. Çok fotoğrafladı. Bu yaşa geldi ama hep o dingin, o mütebessim, o dile getirmeyen kız. Sever beni bilirim. Ben de onu severim. Yıllardır ama ara sıra instagramdan karşılıklı hoşumuza giden sessiz, hüzünlü, dingin fotoğraflarımızı beğeniyoruz. Mubi'den ve Spotify'dan da takip ediyor listelerimi. Bir de bir söz paylaşmış, çok hoşuma gitti: "Yazabileceğiniz bir öyküyü sakın kimselere anlatmayın ki; büyüsü bozulmasın." 

Saat 11 oldu. İnsanlar pazar kahvaltısındalar. Öğleden sonra ne yapsam diye düşünüyorum. Belki dedim, Ankara'ya giderim. Arabam var sonuçta. Hiç binmek, sürmek içimden gelmese de, istediğim zaman basıp gidebileceğim bir arabam var. Ya da çayımı alıp, sandalyemde sigaramı içerim. Her istediğimi yapabilirim yani. 

Ağaç değilim ya. 

Tallinn - E.'nin Fotoğrafı

Duru Kolonya - E'nin Fotoğrafı

Ağaç Değilim Ya

4 yorum:

  1. E kim s kim anlamak için herhalde 34 taneyi de okumak gerek:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Acı ve fedakarlık olmadan hiçbir şey yapamazsın Tyler :)

      Sil
  2. Et yemeyen biri olarak vegan zulmüne karşıyım.. Fanatiklik ve benim doğrum en doğru anlayışı her alanda can sıkıcı..
    E.ye imrendim. Benim de var böyle bir arkadaşım.. Özlediğimi fark ettim, arayayım, bakın oturduğunuz yerden dünyayı değiştiriyorsunuz ;)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :)) zaten en sevdiğim yönüm oturduğum yerden dünyayı değiştirmektir :)))

      Sil

Meyva vermeyen bir ağaç kadar Faydasız olsun bu yazdıklarım. Dallarına meyvasına tamah edip Kimse taşa tutmasın. Bu yazdıklarım çok budaklı, çok bükümlü Bir ağaç kadar faydasız olsun. O zaman marangozlar Kesip biçmeye değer bulmazlar böyle bir ağacı. Dokusu gevşek, gözenekleri geniş, reçinesiz Bir ağaç kadar faydasız olsun bu yazdıklarım. Kökü toprakta, Başı gökyüzüne dönük. Belki kimse bahçesine dikmez, Şehrin bulvarlarına da sokmazlar onu. Ama Uzak, kıraç bir ıssızlıkta Bunalmış bir yolcu Dibinde oturacağı, Sırtını dayayacağı bir ağaç buldu diye Ferahlarsa Bu yeter... Chuang Tzu