Geçen hafta çok çok sevdiğim bir dostuma neredeyse Kemal Hoca'nın söylediklerinin aynısını söyledim. "Lütfen" dedim "Lütfen bana akıl verme. Bana yardımcı olmaya çalışma. Beni anla, beni hisset, benimle yürü. Yoldaşım ol. Nazik ol. İnsanı sadece doğrular, yanlışlar, sorumluluklar, istekler olarak sınırlandıramazsın. Hem Ataullah İskenderi dememiş mi:
24 Mayıs 2026 Pazar
7. Bana akıl verme bana nezaket ver
23 Mayıs 2026 Cumartesi
6. İnsan olmak kırılganlıktır
![]() |
| Charly - 1968 |
5. Aylık 121 dinleyici
22 Mayıs 2026 Cuma
21 Mayıs 2026 Perşembe
3. Y/Ilgın Ağacı
- Sümerliler bu ağacı, arınma, koruma-sağaltma ayinlerinde, put yapımında kullanmışlardır.
- Hititler hastaları iyileştirmek için icra ettikleri ritüellerinde, yaptıkları ilaçlarda ve doğum ayinlerinde ılgından yararlanmışlardır.
- Mezopotamya’da kültsel amaçlı büyülerin yapılışında yer almıştır.
- Babillilerin Tammuz’a yaktıkları ağıtlarda adı geçen ağaç,
- Yeni Asur Dönemi’nde bir kötülüğü kovmak, uğursuzluğu defetmek amacıyla yapılan ayinlerde istifade edilendir.
- Mezopotamya’da görülen düşlerde ölümü ifade ederken; tabutların, şabtîlerin, binaların yapımında yararlanıldığı, yakıt olarak kullanıldığı
- Mısır’da Osiris’le dolayısıyla ölümle ve yeniden dünyaya gelişle özdeşleşmiştir.
- Yunan mitolojisinde ise ölümden kaçışın ağacı olmuştur.
- Rüstem, vücudunu kılıç, balta kesmez, ok işlemez İsfendiyar'ı ılgın ağacından yaptığı ok ile öldürür.
- Tevrat’ta İbrahim Peygamber’in elleriyle diktiği, Kral Saul’ün gölgesinde oturduğu, altına gömüldüğü ılgın,
- Kur’ân-ı Kerîm’de Sebe halkına gönderilen bir ceza sonrasında onların topraklarını bürüyendir.
- Kıssaya göre Habil’in kanının döküldüğü yerde bir lanet belirtisi olarak çıkandır.
- Bir başka kıssada ise asa olarak kullanıldığında yoksulluk getirendir.
2. Ana
Yemek yaptığım zaman genelde iki günlük yapıyorum ki, her gün yemekle uğraşmayayım. Evvelki gün erişteyi de iki günlük yapmıştım. Ama acıkmışım, bir tabak yetmedi, üzerine yarım tabak daha yedim. Dün akşam eve gelip, tencereyi görünce hatırladım, kalan erişteyle doymayacağımı.
İşte tam o an; belki 20, belki 30 yıl önce okuduğum Pearl Buck'ın Ana romanındaki bir cümle aklıma geldi. Kocakarı gelini olan Ana'ya diyordu: "Erkek kısmı acıktı mı, erişteye bir yumurta kırarsın." Güldüm kendi kendime, hafıza dedim ne uçsuz bucaksız bir şey. İyi ki her şeyi hatırlamıyoruz.
Hemen tavaya iki yumurta kırıp, ısıttığım erişteyle karıştırıp yedim. Sonra da üşenmeyip kitaptan o bölümü arayıp buldum. Hatırladığım doğruymuş ama eksikmiş. Erişte değil, şehriye diyormuş. Çayımı içerken, "Bu yaşta o kadar olur, yine de fena sayılmazsın" dedim. Kendi kendime.
Meraklısına :
Pearl Buck'ın Ana romanı Nobel almasının ötesinde, benim sevdiğim kitaplar arasında rahatlıkla ilk 10'a girer. Bir hikaye ne kadar duru ve gerçek anlatılabilirse, o kadar duru ve gerçek. Zaten kendisinin meşhur bir sözü var: "Gerçek her zaman heyecan vericidir. Gerçek olmadan hayat sıkıcıdır." diyor.
Eğer yazar olsaydım, onun gibi yazmayı isterdim. Bir de, The Good Earth romanı vardır. Bu romanı da ödüllü. 1937'de filme çekilmiştir. Bulabilirseniz onu da izleyin derim. Keşke restore etseler, tam bir klasik.
20 Mayıs 2026 Çarşamba
1. Narh
"Bir şarkıdan bir kelime düşüverince içlerine" demiş ya şair; benimkisi de öyle oldu. Her şey normaldi aslında. Sadece türkü dinliyordum. Sonra adam dedi ki:
"Bülbül kaça aldın gülün narhını"
İlk önce insanın aklına "Bülbül, gülün kilosunu kaça aldın?" dediği geliyor. Anlamsız tabi.
Sonradan fark ettim ki;
"Bülbül, o gülün sevgisini kazanmak için hangi bedeli ödedin? Başına neler geldi? " demek istiyor.
Bi sigara yaktım.
Cengiz Özkan - Aşan Bilir Karlı Dağın Ardını
0. Duman




