11 Haziran 2026 Perşembe

40. Sonra beklersin

Muhtemelen sen de yaşamışsındır bunu. Sahilde yürürken, tam kıyıda, dalgaların ıslattığı çakıl taşları dikkatini çeker. Tazecik ıslaklıklarıyla büyüleyicidirler. Renkleri canlı, damarları net, yüzeyleri ışıl ışıl. Eğilir, hayranlıkla alırsın avucuna. Neredeyse değerli bir şey tutuyormuşsun gibi hissedersin. 

Sonra beklersin.

Taş kurumaya başlar. Renkler birer birer solar, incecik damarlar kaybolur, o büyüleyici parlaklık uçup gider. Ve elinde kalan şey, sadece mat, gri, alelade bir taş parçası olur.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Meyva vermeyen bir ağaç kadar Faydasız olsun bu yazdıklarım. Dallarına meyvasına tamah edip Kimse taşa tutmasın. Bu yazdıklarım çok budaklı, çok bükümlü Bir ağaç kadar faydasız olsun. O zaman marangozlar Kesip biçmeye değer bulmazlar böyle bir ağacı. Dokusu gevşek, gözenekleri geniş, reçinesiz Bir ağaç kadar faydasız olsun bu yazdıklarım. Kökü toprakta, Başı gökyüzüne dönük. Belki kimse bahçesine dikmez, Şehrin bulvarlarına da sokmazlar onu. Ama Uzak, kıraç bir ıssızlıkta Bunalmış bir yolcu Dibinde oturacağı, Sırtını dayayacağı bir ağaç buldu diye Ferahlarsa Bu yeter... Chuang Tzu