* 22:08 - Sertap Erener'in Rüya şarkısı vardı. Bence bizim şarkımız bu olsun:
"Hadi yüreğim ha gayret
Hele sıkı dur hele sabret"
* 22:25 - Evet buldum ismini : Refik.
Artık ona çiçek demiyoruz, tül kuşkonmaz demiyoruz, O demiyoruz. Refik diyoruz. Soy soylasın, boy boylasın.
Refik (رفيق / Rafīq):
“Arkadaş, dost, yoldaş, arkadaşlık eden kimse, yol arkadaşı” Daha geniş anlamıyla "birinin yanında bulunan, ona eşlik eden kişi".
* 00:50 - Ankara
Günlerdir içimde kopan fırtına durdu. Kendimi olacaklara bıraktım. Üzerine bir de türkü denk geldi. Ne iyi.
"Aşka cevreyleyip bir pula satma
Sen sana sahip ol, aman ha aman"
Bence buradaki 'pul' , sadece 'para' anlamında değil. 'İnsana büyük görünen ama çok da değerli olmayan sıradan bir menfaat' anlamında. Mesela, toplumsal onay. İnsanın kendini gerçekleştirmesinin yanında, toplumsal onay nedir ki?
* 02:45 - Benim de bir hayalim olsa ne güzel olurdu. En azından bir hedef. Aslında, heves bile olurdu. Ya da içimde bir asma yaprağı kıpırdasa. "bitse bu sessizlik, bu kirli yapışkanlık bitse"
Ama pes etmedim, umudum var hala. Belki biraz uyurum.
* 04:05 - Bolu
Tam dalıyordum, ihtiyaç ve istirahat molası verdi. Hatırlıyorum, bunlar önemli kavramlardı. Bir de şey vardı, istikbal. Onu da düşünürdük. Daha doğrusu düşünürlerdi. Ben pek düşünmemişim.
Tam da Ağustos ayı. Nasıl da denk geldi.
04:33 - Aklıma geldi; çoğu kişi bu yazdıklarımı kahvaltıdan sonra veya öğle arasında okuyacak. Oysa ben onları, sabaha karşı dört buçukta yazdım. Kelimelere emanet ettiğim duygularımdan, ne kadarı o saate kadar dayanabilir ki? Kışlık patates mi bu? İletişim dedikleri, hele ki yazarak iletişim, tam bir safsata. Hâl'e inanıyorum ben. Hemhâl olmaya.
* 04:46 - Refik ne yapıyor acaba? Sevdiklerim ne yapıyor?
* 07:00 - İstanbul
Biz geldik İstanbul.
21.08. 2026 Cuma
Refik & Dikkatsiz
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder