12 Ekim 2026 Pazartesi

154. Ütü meselesi

Ütü gerektirmeyen gömlek aldım bugün. Yıkadım, astım ve kurumasını bekliyorum. Sabaha belli olur, ne olduğu. 

Sonra hayatımızdaki insanlar geldi aklıma. Onların içinde de var, ütü gerektirmeyenler. Az, pek az ama varlar. Ha desen yanında olanlar. Sen gülünce gülenler. Yormayanlar. Pek kıymetliler. 

Ne yapsan ütü tutmazlar var bir de. Onca çabanın boşa gittiği, gideceği. Kafa ütüleyenler de var aynı zamanda, evlerden ırak. 

Ütüyle arası açık olanlar var, ütüye atsan atılmaz satsan satılmaz gibi bakanlar, istemese de ütüyü en azından haftada bir koynuna alanlar. 

Ütü düşkünleri var, kırışacak diye bütün bir ömrü yaşamadan geçirenler. 

Bir de ütü kavramını hayatından tümden atmış olanlar var. Ütüye yok hükmünde muamele edenler. Benim takdir ettiğim, hayran olduğum, imrendiğim insanlar bu insanlar. Bu zalim sistemin çarkına Cem Karaca gibi çomak sokmuş olanlar. Yeter ki ıslak ıslak bakma öyle, deme cesareti gösterenler. 

Sonuç olarak, ütü gerektirmediğini iddia eden gömlek aldım bugün. Sabaha belli olur ne olduğu. Madem bir iddiası var, iyi niyetle yaklaşmak, bir şans vermek lazım, dedim. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Meyva vermeyen bir ağaç kadar Faydasız olsun bu yazdıklarım. Dallarına meyvasına tamah edip Kimse taşa tutmasın. Bu yazdıklarım çok budaklı, çok bükümlü Bir ağaç kadar faydasız olsun. O zaman marangozlar Kesip biçmeye değer bulmazlar böyle bir ağacı. Dokusu gevşek, gözenekleri geniş, reçinesiz Bir ağaç kadar faydasız olsun bu yazdıklarım. Kökü toprakta, Başı gökyüzüne dönük. Belki kimse bahçesine dikmez, Şehrin bulvarlarına da sokmazlar onu. Ama Uzak, kıraç bir ıssızlıkta Bunalmış bir yolcu Dibinde oturacağı, Sırtını dayayacağı bir ağaç buldu diye Ferahlarsa Bu yeter... Chuang Tzu