![]() |
| Asparagus Setaceus - Tül Kuşkonmaz (İnternetten) |
* Bugün birisiyle görüşecektim ama rica ettim erteledik. Yarın mesaj gönderip, teşekkür etmek istiyorum. "Seninle görüşmemek bana o kadar iyi geldi ki" diye.
* Keşke insanlar çocuklarını "savunma sporları" kursu yerine "savunma mekanizmaları" kursuna gönderseler. Bence hayatta daha çok işlerine yarar. Hem insan hayatında kaç defa fiziksel kavgaya girer ki?
* Saat gece 03:15 Bir yandan düşünüyorum bir yandan da TRT1'de Seksenler dizisini izliyorum. Aslında televizyonun sesi kapalı, sadece ara sıra göz atıyorum. Şimdi fark ettim: Koltuğun yanındaki sehpanın üzerinde, kahverengi seramik vazoda en çok sevdiğim çiçeklerden olan "Tül Kuşkonmaz" var. Ben de kapattığım ofisimdeki çiçeklerden sadece onu getirdim. Hatta arkadaşımın birisi "Ofisteki çiçekleri ne yaptın?" diye sorduğunda; "Sadece tül kuşkonmazı getirdim. Ama onunla da çok ilgilenemiyorum. Sadece suyunu verebiliyorum" dedim. "Nasıl yani? Başka ne yapılır ki?" diye şaşırdı. "Güzel arkadaşım, benim bunu sana anlatabilmem için; hayat hikayeni tamamen değiştirmek yetmez, senin genetik kodlarınla da oynamak lazım."diyemedim. "Var işte bi şeyler" dedim.
* Bugün arkadaşımın ofis binasındaki kamelyasında oturdum. Ayakkabılarımı çıkardım, ayaklarımı uzattım, kare prizma şeklindeki yaslanma minderine kolumu yasladım. O da sağolsun 2 katlı, tamamen doğal taştan yapılma, şelale şeklindeki havuzu açtı, bu keyfime su sesi de ekledi. Tüm bunların üzerine Türk kahvesi eşlik ederken, havuza güvercinler, kumrular, serçeler gelip su içmeye başladı. Tam o sırada başka bir arkadaş daha geldi ve emanet para istedi, sıkıntılarından bahsetti. Sözünün sonunda da "Bu dünya bana göre değil. Artık yaşamak bana göre değil" dedi. Bunun üzerine diğer arkadaşım da o müthiş analizini paylaştı: "Bence sende "ciro düşüklüğü" var. Ciro değerlerin yükselsin, bak bakalım dünya sana göre mi değil mi?"
* Bu arada "Sende ciro düşüklüğü" var diyen arkadaşım, ailesine ait şirkette, ortaklardan biri. Daha doğrusu aile şirketlerinde. Çünkü 1'den fazla şirketleri var ve işleri gayet güzel. Yaklaşık 2 hafta önce kendisine, baba ve diğer kardeşlerden oluşan yönetim kurulu tarafından "Yılsonuna kadar hiç bir işe karışmaması, sadece ofise gelip gitmesi, misafirleri ağırlaması" tebliğ edilmiş. İki haftadır ne alım, ne satım, ne yönetim hiç bir işe karışmıyor. Sadece oturuyor. "Sabah 8 buçukta geliyorum. Akşam 7 gibi çıkıyorum. Hiç bir işe karışmıyorum. Personele de karışmıyorum. Neden böyle bir karar aldınız? diye de sormadım. Görevimi suistimal ettiğim düşünülmesin diye de, bilgisayarda film bile izlemiyorum. Sadece oturup, gelenlerle sohbet ediyorum. Paramı da veriyorlar" dedi. Düşündüm güzel iş. "Pozisyon boşluğu olursa haber ver. Bugüne kadar edindiğim bilgi, deneyim ve networkle bu sorumluluğun altından kalkabileceğimi düşünüyorum" dedim, güldü.
Aklıma arkadaşlarımın hep "miskin" olduğu geldi, "Adımız miskindir bizim" geldi. Ama sözü uzatmamak için bir şey demedim. Çünkü havuzun, güvercinlerin, kumruların ve serçelerin kanat sesleri ruhuma unuttuğum bir şeyleri hatırlatıyordu. Miskinliğin tadını çıkartıyordum.
Biz kimseye kin tutmayızKanda ıssızlık var ise
Mahalle vü şardır bize
Adımız miskindir bizim
Düşmanımız kindir bizim
Biz kimseye kin tutmayız
Kamu âlem birdir bize
Vatan bize cennetdürür
Yoldaşımız Kak'dürür
Hak'tan yana yönelicek
Başka yollar dardır bize
Dünya bir avrattır karı
Yoldan iltir niceleri
Sürün gitsin öyleleri
Onu sevmek ardır bize
Dünya haramdır haslara
Helal olmuş nekeslere
Biz dünyayı dost tutmayız
Ol dünya murdardır bize
Yunus eydür Allah deriz
Allah ile kapılmışız
Dergâhına yüz tutuban
Hemen bir ikrardır bize
Yunus Emre

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder