Hafta sonu haberlerde okudum diyordu ki "Pazartesi İstanbul'da sağanak yağış bekleniyor." Normal şartlar altında insanın çok da dikkatini çekmeyen bir haber. Ama benim gibi sıfırdan yeni bir hayata başladıysanız ilk aklınıza gelen şu oluyor: "Aaaa! Benim şemsiyem de, yok yağmurluğum da yok. İşe nasıl gideceğim?" Sonuçta bu bir taşınma hikayesi değil. Taşınmadım, Taşıyacak şey bırakmadım. Yağmurluğum dahil. Bu tam bir sıfırdan başlama hikayesi. Kimi zaman zor, kimi zaman heyecanlı, kimi zaman umutlu, kimi zaman endişeli, ama en nihayetinde gerçekten farklı bir deneyim oluyor benim için. Tam da şairin dediği gibi geçirmeye çalışıyorum bu süreci:
"üzerime yüreğimden başka muska takmadan"
* İş yerinde beni asiste edecek elamanı en nihayetinde buldum ve dün ilk çalışma günüydü. 34 yaşında, doğma büyüme Sarıyer'li bir hanımefendi. Oryantasyondu, görev tanımıydı, çalışma yöntemiydi, bir sürü şeyi tane tane anlattım. Sonra daha yakından tanımak için, merak edip sordum:
- Sevilmek mi? Anlaşılmak mı? Sence hangisi?
Güzel soru, dedi, birazcık düşündü öyle cevap verdi:
- Bence anlaşılmak, dedi. Çünkü insan sevebilir, sevilebilir de; ama bu anlaşılacağı anlamına gelmez. Ben anlaşılmayı tercih ederim, dedi.
Böylece "Mutluluk Anlaşılmaktır Diyenler Klöbü"nden yeni bir arkadaşla daha tanışmış oldum.
Meyva vermeyen bir ağaç kadar
Faydasız olsun bu yazdıklarım.
Dallarına meyvasına tamah edip
Kimse taşa tutmasın.
Bu yazdıklarım çok budaklı, çok bükümlü
Bir ağaç kadar faydasız olsun.
O zaman marangozlar
Kesip biçmeye değer bulmazlar böyle bir ağacı.
Dokusu gevşek, gözenekleri geniş, reçinesiz
Bir ağaç kadar faydasız olsun bu yazdıklarım.
Kökü toprakta,
Başı gökyüzüne dönük.
Belki kimse bahçesine dikmez,
Şehrin bulvarlarına da sokmazlar onu.
Ama
Uzak, kıraç bir ıssızlıkta
Bunalmış bir yolcu
Dibinde oturacağı,
Sırtını dayayacağı bir ağaç buldu diye
Ferahlarsa
Bu yeter...
Chuang Tzu
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder