Hava çok güzeldi ve dışarı çıktım. Sokaklarında kayboldum. Bir çeşme gördüm, suyu kurumuştu. Yokuşlar indim çıktım. Yorulunca yokuş başlarında bir taşa oturup dinlendim. Antikacı gördüm. Ozu'nun çaydanlığından vardı. Ama mavisi. İçeri girdim sordum, kırmızısı var mı? diye. "Biz antikacı olduğumuz için seri ürünler yok" dedi. Ben de "Ozu'nun kırmızı çaydanlığını arıyorum. Belki siz de vardır diye sordum" demek istedim. Anlamayacağını düşünüp, "Biliyorum, sadece belki vardır diye sorayım dedim" dedim. Yokmuş. Aramaya devam edeceğim. Yokuştan az aşağı inince caminin köşesinde iki ayrı pilavcı vardı. Pilav House ve Kardeşler Pilavcısı. House diye pilavcı mı olur dedim, Kardeşler Pilavcısı daha samimi geldi. Tavuklu pilav istedim bir de açık ayran. Küçük bir yer. 8 masası var. Bir tane de kapının önünde 9. İkram olarak çay da var. Çayı kendin alman gerekiyor. Hesabı öderken pilavcı kardeşlerden olduğunu düşündüğüm delikanlığıyla sohbet ettim. Pilav çok güzelmiş. Sen mi yaptın? diye sordum. O yapmış. Bir de abisi varmış. İkisi beraber işletiyorlarmış. O para üstünü bozdurmak için dışarı çıkınca ben de çayımı alıp dışarıdaki masaya oturdum. Sigaramı yaktım. Çayı da çok güzeldi. Hava da çok güzeldi. İçim de çok güzeldi. Bir an sanki sevdiğim birisi şu köşeden görünecek gibi bir his oldu içimde. Çayım bitince aşağı doğru yürüdüm. Etrafa baktım, dükkanları inceledim. Kitapçı çok yakınmış, oraya girdim. İki tane kitap aldım. Dışarıdaki masalardan birisine oturdum. Kahve ve cheesecake aldım. Bir sigara da orada içtim. Sonra meydana yürüdüm. Eve geldim.
Dedim ya, ben de bu şehirde rahatça dolaşmak istiyorum.
Meyva vermeyen bir ağaç kadar
Faydasız olsun bu yazdıklarım.
Dallarına meyvasına tamah edip
Kimse taşa tutmasın.
Bu yazdıklarım çok budaklı, çok bükümlü
Bir ağaç kadar faydasız olsun.
O zaman marangozlar
Kesip biçmeye değer bulmazlar böyle bir ağacı.
Dokusu gevşek, gözenekleri geniş, reçinesiz
Bir ağaç kadar faydasız olsun bu yazdıklarım.
Kökü toprakta,
Başı gökyüzüne dönük.
Belki kimse bahçesine dikmez,
Şehrin bulvarlarına da sokmazlar onu.
Ama
Uzak, kıraç bir ıssızlıkta
Bunalmış bir yolcu
Dibinde oturacağı,
Sırtını dayayacağı bir ağaç buldu diye
Ferahlarsa
Bu yeter...
Chuang Tzu
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder