![]() |
| CENNETE 9 TAPINAK (9 TEMPLES TO HEAVEN), 2026 |
7 gömlek, 4 pantolon ütüledim, 11704 adım yürüdüm, 1 otobüse, 1 vapura, 1 metroya bindim ve 1 film izledim.
Tayland | DCP, Renkli, 140' | Tayca, İngilizce
Yönetmen: Sompot Chidgasornpongse
Meraklısına :
YZ
Filmin konusu
63 yaşındaki Sakol, bir falcının annesinin yakında öleceğini söylemesi üzerine, onun ömrünü uzatmak ve sevap kazanmak amacıyla ailesini bir gün içinde dokuz tapınağı ziyaret etmeye ikna eder. Anne, çocuklar, torunlar ve diğer aile üyelerinden oluşan dokuz kişilik aile iki minibüsle gün doğumundan gün batımına kadar süren bir yolculuğa çıkar.
Fakat yolculuk ilerledikçe asıl mesele tapınaklar olmaktan çıkar. Kuşaklar arasındaki inanç farklılıkları, eski kırgınlıklar ve aile içindeki görünmez gerilimler ortaya çıkmaya başlar. Daha önemlisi, yolculuğun merkezindeki yaşlı anne fiziksel ve zihinsel olarak yorulur ve bir noktadan sonra tapınaklara girmeyi bırakır. Böylece film şu soruya yaklaşır: Ritüel kimin için yapılmaktadır ve insan gerçekten ölüm karşısında bir şey yapabilir mi?
Bence senin sinema anlayışın açısından asıl ilginç tarafı
Bu film hakkında ilk dikkatimi çeken şey, Apichatpong Weerasethakul bağlantısı. Chidgasornpongse, Apichatpong'un Tropical Malady, Syndromes and a Century, Cemetery of Splendour ve Memoria gibi filmlerinde yardımcı yönetmen olarak çalışmış. Filmin yapımcılarından biri de doğrudan Apichatpong Weerasethakul.
Dolayısıyla burada yalnızca "Budist bir aile yolculuğu" filmi aramamak gerekir. Festival tanımlarında da filmin yavaş ritmi, gündelik hayat ile kutsal olanın yan yana gelişi, küçük jestler ve kuşaklararası ilişkiler üzerinden kurulduğu özellikle vurgulanıyor. BFI filmi "family, faith and the cycles of life" ekseninde, sakin ve gözlemci bir sinema olarak tanımlıyor.
Bu nedenle bana göre filmin temel karşıtlığı:
inanç ↔ kuşku
ritüel ↔ gerçek hayat
ölümü engelleme arzusu ↔ ölümü kabullenme
aile olmak ↔ aynı şeye inanmamak
üzerinden kuruluyor.
Ve burada çok güzel bir Ozu'vari damar da seziliyor: Büyük meseleleri — ölüm, yaşlanma, aile, ayrılık, inanç — büyük dramatik sahnelerle değil, insanların aynı araçta oturması, konuşması, susması, beklemesi ve birbirlerine bakması üzerinden anlatmak.
"Cennete" gitmek gerçekten ne demek?
Filmin adı bence özellikle önemli. Dokuz tapınak aslında dokuz durak değil, ölüm karşısında insanın kontrol duygusunun dokuz kez sınanması gibi okunabilir.
Sakol annesinin ölümünü değiştirmek istiyor. Bunun için yapılabilecek somut bir şey buluyor: tapınakları dolaşmak, ritüeli tamamlamak, sevap kazanmak.
Ama yaşlı kadın yoruldukça ritüelin kendisi anlamsızlaşmaya başlıyor.
Burada film, Budizm'i basitçe "inananlar ve inanmayanlar" karşıtlığıyla ele almıyor. İstanbul Modern'in tanımında da özellikle belirtildiği gibi, farklı kuşakların Budizm'i yaşam felsefesi, inanç veya teselli biçimi olarak farklı şekillerde deneyimlemeleri filmin önemli meselelerinden biri.
Bu açıdan film bana ölüm hakkında değil, ölüm karşısında insanın ne yaptığı hakkında bir film gibi geliyor.
Yönetmenin sinema dili
Eleştirilerde de filmin slice-of-life, gözlemci ve ağır tempolu yapısı öne çıkıyor. Sight & Sound filmi, birkaç saatlik yolculuğu daha geniş bir "felsefi yolculuğa" dönüştüren bir yapı olarak değerlendiriyor; başka eleştiriler ise ölüm ve spiritüalizm üzerine yavaş tempolu bir düşünme alanı olduğunu belirtiyor.
Bu nedenle senin "insan sineması" dediğin çizgiyle oldukça güçlü bir kesişimi var.
Özellikle Ozu → Apichatpong → Chidgasornpongse şeklinde doğrudan bir soy çizgisi kurmak doğru olmaz; fakat gündelik olanın içinden metafizik bir alan açma, açıklamak yerine gözlemleme ve ölüm/yaşlılık gibi büyük meseleleri gündelik davranışlara bırakma konusunda ciddi bir akrabalık var.
Ben olsam filmi "Budist bir yol filmi" diye değil, "ölümü değiştirmeye çalışan bir ailenin yavaş yavaş ölümün kendisiyle karşılaşması" olarak okurdum.
Üstelik 140 dakikalık süresi ve ağır ritmi nedeniyle senin sevdiğin Ozu–Tarkovski–Apichatpong ekseninde değerlendirildiğinde, popüler bir aile dramından ziyade seyirciyi zamanın içine bırakan bir film olma ihtimali yüksek. İstanbul Modern'de film şu anda Muson Hayalleri programı kapsamında gösteriliyor; 4 Ekim 2026'da da 15.00 seansı bulunuyor.








Hiç yorum yok:
Yorum Gönder