20 Eylül 2026 Pazar

139. Vardı


Gezip dolaşıp, eve dönüp, çamaşırları yıkayıp, ütüleri yapıp, akşamüzeri tekrar çıktım. Kuzguncuk'a gittim. 

Yukarıda bir cami vardı. Dışarı çıkınca gökyüzünde güzeller güzeli bir mavi vardı. Caminin avlusundaki bankta oturup kitap okuyan bir kız vardı. İleride üç köprünün de tek açıdan görünen ışıkları vardı. Aşağıda, Perihan Abla Sokağı'nın köşesinde, Ekmek Teknesi'nde lezzetli pideler vardı. Az ilerde dondurmacı vardı. Çınaraltında çay vardı. Boğazdan ışıl ışıl kuyruklu yıldızlar gibi geçen vapurlar vardı. 

İçimde huzur, kalbimde İstanbul için şükür vardı. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Meyva vermeyen bir ağaç kadar Faydasız olsun bu yazdıklarım. Dallarına meyvasına tamah edip Kimse taşa tutmasın. Bu yazdıklarım çok budaklı, çok bükümlü Bir ağaç kadar faydasız olsun. O zaman marangozlar Kesip biçmeye değer bulmazlar böyle bir ağacı. Dokusu gevşek, gözenekleri geniş, reçinesiz Bir ağaç kadar faydasız olsun bu yazdıklarım. Kökü toprakta, Başı gökyüzüne dönük. Belki kimse bahçesine dikmez, Şehrin bulvarlarına da sokmazlar onu. Ama Uzak, kıraç bir ıssızlıkta Bunalmış bir yolcu Dibinde oturacağı, Sırtını dayayacağı bir ağaç buldu diye Ferahlarsa Bu yeter... Chuang Tzu