Her seferinde ama her seferinde nasıl da içime ferahlık veriyor bu söz:
"Her gün bir yerden göçmek ne iyi.Her gün bir yere konmak ne güzel
Bulanmadan, donmadan akmak ne hoş.
Ne kadar söz varsa düne ait
Dünle beraber gitti cancağızım.
Şimdi yeni şeyler söylemek lazım."
Fitne fücurun döndüğü ve işin aslı astarı bana sorulmadan, şahsıma iftiranın atıldığı bir topluluk vardı. Aylarca sustum, sabrettim, bekledim. Ama bugün bütün saygı, edep, nezaket, medeniyet kurallarını yıkıp, bombayı patlattım.
Bir anda herkes panik oldu, hiç beklemiyorlardı. Belge, bilgi ne varsa çıkarıp masaya koydum. Sesimi de alçaltmadım. İşi sulandırmak için yavşakça açıklama yapmaya kalkanlara da açıkça, "hepinizi üst üste koyarım" dedim. Beklemiyorlardı. Götoşlar oturdu yerine.
Sonra da sakince, "Bundan sonra kim, nasıl muamele görmek istiyorsa, öyle davranacak" dedim.
Pamuk gibi oldum, gördüm ki onlar da pamuk gibi oldu.
Çünkü kadim bilgidir:
Götoş'a hanımefendi/beyefendi muamelesi yaparsan, hak etmediğini bildiği için huzursuz oluyor, alışmadığı için üzerinde durmuyor. Ama lafı dolandırmadan doğrudan "Sen götoşsun" dersen, ona da bir rahatlama geliyor. Mutlu oluyor.
Günün keyfine Eritre'li ablamız Zeudi Araya'nın La Ragazza Fuoristrada (1973) filminin müziklerinden bir şarkı gelsin. Ben de üzerime rahat bir şeyler giyip uyuyayım.


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder