16 Haziran 2026 Salı

45. (+18)

Her seferinde ama her seferinde nasıl da içime ferahlık veriyor bu söz:

"Her gün bir yerden göçmek ne iyi.
Her gün bir yere konmak ne güzel
Bulanmadan, donmadan akmak ne hoş.
Ne kadar söz varsa düne ait
Dünle beraber gitti cancağızım.
Şimdi yeni şeyler söylemek lazım."

Fitne fücurun döndüğü ve işin aslı astarı bana sorulmadan, şahsıma iftiranın atıldığı bir topluluk vardı. Aylarca sustum, sabrettim, bekledim. Ama bugün bütün saygı, edep, nezaket, medeniyet kurallarını yıkıp, bombayı patlattım. 

Bir anda herkes panik oldu, hiç beklemiyorlardı. Belge, bilgi ne varsa çıkarıp masaya koydum. Sesimi de alçaltmadım. İşi sulandırmak için yavşakça açıklama yapmaya kalkanlara da açıkça, "hepinizi üst üste koyarım" dedim. Beklemiyorlardı. Götoşlar oturdu yerine. 

Sonra da sakince, "Bundan sonra kim, nasıl muamele görmek istiyorsa, öyle davranacak" dedim. 

Pamuk gibi oldum, gördüm ki onlar da pamuk gibi oldu. 

Çünkü kadim bilgidir: 

Götoş'a hanımefendi/beyefendi muamelesi yaparsan, hak etmediğini bildiği için huzursuz oluyor, alışmadığı için üzerinde durmuyor. Ama lafı dolandırmadan doğrudan "Sen götoşsun" dersen, ona da bir rahatlama geliyor. Mutlu oluyor. 

Günün keyfine Eritre'li ablamız Zeudi Araya'nın La Ragazza Fuoristrada (1973) filminin müziklerinden  bir şarkı gelsin. Ben de üzerime rahat bir şeyler giyip uyuyayım. 


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Meyva vermeyen bir ağaç kadar Faydasız olsun bu yazdıklarım. Dallarına meyvasına tamah edip Kimse taşa tutmasın. Bu yazdıklarım çok budaklı, çok bükümlü Bir ağaç kadar faydasız olsun. O zaman marangozlar Kesip biçmeye değer bulmazlar böyle bir ağacı. Dokusu gevşek, gözenekleri geniş, reçinesiz Bir ağaç kadar faydasız olsun bu yazdıklarım. Kökü toprakta, Başı gökyüzüne dönük. Belki kimse bahçesine dikmez, Şehrin bulvarlarına da sokmazlar onu. Ama Uzak, kıraç bir ıssızlıkta Bunalmış bir yolcu Dibinde oturacağı, Sırtını dayayacağı bir ağaç buldu diye Ferahlarsa Bu yeter... Chuang Tzu