Meraklısına :
Sinasos (Σινασός): 2021 yılında Birleşmiş Milletler Dünya Turizm Örgütü (UNWTO) tarafından “Dünyanın En İyi Turizm Köyleri” arasına seçilmiştir.
Sinasos, kasabanın (Mustafapaşa) eski adıdır. Bu isim “Balıkçılar Şehri” anlamına gelir. Bunun sebebi oldukça ilginçtir: 19. yüzyılda Sinasos’un erkek nüfusunun büyük bir kısmı İstanbul’un Galata semtine göç eder ve burada balık pazarını ve havyar satıcıları loncasını tekellerine alırlar.
19. yüzyılda Sinasos, Kapadokya bölgesinin en zengin ve gözde Rum yerleşimlerinden biriydi ve "Doğu'nun Atinası" , “Doğu’nun İncisi” olarak anılıyordu:
O dönemde kasabanın nüfusu yaklaşık 3.000 ila 5.000 kişiydi ve bunların büyük çoğunluğu Rum Ortodokslardan oluşuyordu. Erkeklerin çoğu İstanbul, Mısır ve Rusya gibi yerlere gidip ticarette büyük servetler kazanıyor, bu paraları memleketlerine taşıyorlardı.
Kazandıkları bu servetle kasabaya işlemeli cepheler, kemerli pencereler ve göz alıcı detaylara sahip muhteşem taş konaklar inşa ettirdiler. Bu taş işçiliğindeki ustalığın, Mardin ve Suriye sınırından getirilen taş ustaları sayesinde bölgeye geldiği rivayet edilir.
Kasabadaki konakların duvar resimleri (freskoları) sıradan doğa manzaralarından çok daha fazlasını anlatır. Bunlardan en şaşırtıcı olanı, havyar tüccarı Haralambos Sultanidis’in evinde yer alır.
Ressam Kostis Meletiadis tarafından 1893 yılında yapılan bu duvar resmi, Japonya’da yaşanan gerçek bir suikast girişimini (Otsu Vakası) konu alır. 1891'de Rus Veliahtı Nikola (sonradan Rus Çarı olacaktır) ve kuzeni Yunan Prensi Georgios Japonya’yı ziyaret ederken, Otsu kentinde fanatik bir Japon polis memuru Rus prensine kılıçla saldırmış, Yunan prensi ise bastonuyla araya girerek kuzeninin hayatını kurtarmıştır. İstanbul’daki gazete haberlerinden ve uluslararası basından bu olayı büyük bir hayranlıkla takip eden Sinasoslu havyar tüccarı, dünyayı sarsan bu modern politik olayı Kapadokya’daki evinin duvarına resmettirmiştir.
Kasabanın geçmişi İslam mutasavvıfları ile Hristiyan tebaanın iç içe geçmiş mistik bağlarıyla doludur. Hacı Bektaş Velayetnâmesi’nde anlatılan bir menkıbeye göre, 13. yüzyılda Hacı Bektaş-ı Veli Sinasos’u ziyaret eder. Kasabalı Hristiyan bir kadının kendisine fırından yeni çıkmış sıcak bir ekmek ikram etmesi üzerine Hacı Bektaş, kasaba halkına dua eder.
Kasabada 2 büyük kilise, 30’dan fazla küçük şapel ve kayalara oyulmuş çok sayıda ibadethane bulunuyordu. Günümüzde hâlâ ayakta duran ünlü Ayios Konstantinos ve Eleni Kilisesi (1729) bunların en bilinenidir. Aynı zamanda kasabanın merkezinde 17. yüzyıldan kalma Cami-i Kebir (Ulu Cami) de yer alır. Bir zamanlar çan sesleri ile ezanlar burada iç içe yankılanırdı.
Zengin sakinlerinden Serafim Rizos’un 1853 yılında inşa ettirdiği ünlü konağın kapısında, mülkiyetin geçiciliğini ve misafirperverliği anlatan, adeta Doğu’nun minimalist ve fani felsefesini andıran şu şairane kitabe yer alır:
"İnsanoğlu; eğer dostsan hoş geldin,
Düşman ve kötü niyetliysen bu kapıdan uzak dur.
Bugün benim, yarın başkasının ve hiçbir zaman hiç kimsenin."








Hiç yorum yok:
Yorum Gönder