13 Haziran 2026 Cumartesi

42. Bilirim seni yalan dünyasın

13 Haziran 2026 Saat 01:54

Sanki öylesine bir gün yaşıyormuş gibi, arabadan inip, markete girdim. Karışık meyve suyu, peynirli kraker, 5 çakmak, 5 paket de sigara alıp eve geldim. Çamaşırları toplayıp, kaldırdım, mutfak tezgahının üzerini topladım ve yazmaya başladım. 

İyi ki bu blogu açmışım. İyi ki bu blog var. Yoksa nefes alamayıp çatlarmışım herhalde. Bazen saçmalıyorum ama olsun, hiç bir önemi yok. Yazarak biraz olsun nefes alıp içimi boşaltıyorum. Biraz olsun oyalanıyorum. Olaylar, sözler, tespitler, hikmetler, şunlar bunlar çok. En önemlisi ciğer yangınları çok. Ama kısaca şöyle:

Kardeşim araba sürerken kalp krizi geçirmiş, 24 saattir yoğun bakımda entübe edilmiş halde yatıyor. Bedeni kendi başına hayati fonksiyonlarını yerine getiremiyor. Ambulansta 15 dakika kalp masajı yapılmış, ex olarak hastaneye gelmiş, 45 dakika da hastane de kalp masajı yapılmış ve 1 saatin sonunda kalp çalışmaya başlamış. Ama bu 1 saat boyunca beynine kan gitmediği için, kendisine gelince hayatı boyunca bir başkasının bakımına muhtaç kalma gibi bir riski var. Elimizden bir şey gelmiyor. Sadece dua edip bekliyoruz. Ne diye dua edeceğimizi bile bilmiyoruz. Aslında sadece susuyoruz. 

Dün gece yarısından beri hastanedeyim. Bir defa yanına girmeme izin verdiler. Her tarafında cihazlar, kablolar, bir şeyler bağlamışlar. Baktım, baktım, baktım, ta çocukken annemizin önümüze koyduğu abur cuburu yiyip, televizyonda beraber izlediğimiz Charlie Chaplin filmine kahkaha atışına kadar gördüm.

Ne annem, ne babam, ne eşi, ne çocukları, ne arkadaşları, hiç biri benim onun hayatının baktığım bütünlükte bakamaz, bunu fark ettim. Öpmeye kıyamadım. Uzanıp kumral saçlarını okşadım ve "Seni affediyorum" dedim. 

Sonra da dışarı çıktım, bir köşeye geçtim, bir sigara yaktım, ağladım.

Allah'ım dedim bu ne zor bir soru. Bu ne çetin bir hayat. Sen bize merhamet et. Sen bizi bağışla. Sen bize kolaylaştır. 

A. geldi ziyaretime. Çay içtik beraber. 

"Dünya acayip bir yer. Çok acayip şeyler oluyor dünyada" dedim. 

"Öyle" dedi. "Çok" dedi.

"Ama bitiyor işte" dedi.

4 yorum:

Meyva vermeyen bir ağaç kadar Faydasız olsun bu yazdıklarım. Dallarına meyvasına tamah edip Kimse taşa tutmasın. Bu yazdıklarım çok budaklı, çok bükümlü Bir ağaç kadar faydasız olsun. O zaman marangozlar Kesip biçmeye değer bulmazlar böyle bir ağacı. Dokusu gevşek, gözenekleri geniş, reçinesiz Bir ağaç kadar faydasız olsun bu yazdıklarım. Kökü toprakta, Başı gökyüzüne dönük. Belki kimse bahçesine dikmez, Şehrin bulvarlarına da sokmazlar onu. Ama Uzak, kıraç bir ıssızlıkta Bunalmış bir yolcu Dibinde oturacağı, Sırtını dayayacağı bir ağaç buldu diye Ferahlarsa Bu yeter... Chuang Tzu