16 Haziran 2026 Salı

46. Commonplace Book (Her Şey Defteri)

* Kemal Hoca bugünkü twitinde "Solgunluk Çağında Canlılık" için, batı psikolojisi ile doğu bilgeliğini sentezleyerek, 5 öneride bulunmuş. Bu tür sentezlere her zaman mesafeliyimdir. Ama "oyun" kısmı ilgimi çekti ve biraz oyuna ihtiyacım olduğunu fark ve kabul ettim. 


* Aklıma geldi, bir kişinin sizin ne yaptığınız konusundaki merakı, dikkati, ilgisi, yoğun hatta çok yoğun olabilir. Bu davranışın yoğunluğu, niyeti de ortaya koyar mı? Sanmıyorum. 

Nefret ediyor olabilir. Kin duyuyor olabilir. Pişmanlık duyuyor olabilir. Kendini anlamaya çalışıyor olabilir. Sizden bağımsız olarak içindeki "Neden?" sorusuna cevap arıyor olabilir. Kıskançlık da olabilir. Alışkanlık da olabilir. Hatta ve hatta sadece ve sadece, can sıkıntısından dopamin bağımlılığı bile olabilir. 

O yüzden her hıyarım var diyene tuzlukla koşamayız, niyet okuyamayız. 

* Spotify listemden şarkılar dinlerken "It had Better Be Tonight" şarkısına denk geldim. "Hangi filmdendi? Hangi filmdendi? diye ortalıkta dolanırken hatırladım. 


* Commonplace Book (Her Şey Defteri) : 

Eski zamanlarda, özellikle rönesans zamanlarında okumuş yazmış insanlar okudukları kitaplardan alıntıları, kendi fikirlerini, felsefi şeyleri,  bilimsel gözlemleri, akşama ne giyeceklerini ya da bakkala borçlarını, hiçbir kategoriye ayırmadan tek bir defterde toplarlarmış. 

Bu bizim bu çağdaki alışkanlığımıza tamamen ters. Ama çok da faydalı bir yöntem. 

Çünkü beyin aynı anda hem üretip/hayal edip hem de analiz yapamıyor. Her Şey Defteri bize rastlantısal keşifler, bağlantılar kurduruyor. Zihnimizi açıyor. 

Tek şartı var, düzenli olarak defteri geriye doğru karıştırmak. 

Bence bazı bloglar da kamuya açık Commonplace Book (Her Şey Defteri) gibi. Bazıları da çok sistematik. Tercih meselesi. 


Da Vinci'nin Codex Atlanticus defterinin 5r numaralı sayfası. 
Hem bir şövale tasarımı var, hem de hidrolik bir sistem tasarımı. 

* "Oyun" demişken aklıma geldi. Sanırım Amiş Efendi'nin anısıydı. Bir şeyhe mürid olmaya karar verip, şeyhinin yanına gittiğinde şeyhi ondan küçük bir istekte bulunmuş: "Evlat demiş, sizden ricam bugün akşama kadar çingenelerin olduğu semtte gezin. (İsmini unuttum. İstanbulda) Akşam da gelip bize gördüklerinizi anlatın." Amiş Efendi de, şeyhinin dediğini yapmış ve akşam dergaha gelmiş. Şeyhi sormuş, "Ne gördünüz?" Amiş Efendi de "Efendim demiş, yiyecek kuru ekmekleri yok, ama genci yaşlısı, sanki hiç bir dertleri yokmuş gibi çalıp oynuyorlar." Şeyhi tebessüm etmiş. "İşte demiş, derviş de böyle olacak. Umutsuzluğa düşüp de, neşesini hiç kaybetmeyecek."

2 yorum:

Meyva vermeyen bir ağaç kadar Faydasız olsun bu yazdıklarım. Dallarına meyvasına tamah edip Kimse taşa tutmasın. Bu yazdıklarım çok budaklı, çok bükümlü Bir ağaç kadar faydasız olsun. O zaman marangozlar Kesip biçmeye değer bulmazlar böyle bir ağacı. Dokusu gevşek, gözenekleri geniş, reçinesiz Bir ağaç kadar faydasız olsun bu yazdıklarım. Kökü toprakta, Başı gökyüzüne dönük. Belki kimse bahçesine dikmez, Şehrin bulvarlarına da sokmazlar onu. Ama Uzak, kıraç bir ıssızlıkta Bunalmış bir yolcu Dibinde oturacağı, Sırtını dayayacağı bir ağaç buldu diye Ferahlarsa Bu yeter... Chuang Tzu